7 Mart 2012 Çarşamba

Kadınlar gününde insan olabilmek…

Ana rahmine düştüğümüz anda kız veya erkek olarak dünyaya geleceğimiz bellidir. Doğduktan sonra isim verirler, büyürüz kız ya da erkek çocuk olarak. Sonrasında yaşımız ilerledikçe kadın ya da erkek sıfatı verirler bize. İsimlerimizin önüne Bayan& Bay eklemeleri yapılır. Soyadlarımızda vardır isimlerimizden sonra gelen. Sonra kadınlar anne, erkekler baba olur sırası gelince. Hayatımız boyunca da bu evreler sürer gider. 

Hep bir şeyler oluruz; abla, ağabey, dünür, amca, hala, teyze, kuzen, büyükanne, büyükbaba ve liste uzar gider. Ol olabildiğin kadar. Peki ya insan olmak? İnsan olmamız gerekmez mi her şeyden önce? Kadın ya da erkek diye ayırım olmaksızın insan gibi olamaz mıyız? Yaptığımız her şeyin kadın& erkek diye sınıflandırılmasına kim karar vermiş? O iş sana uygun değil, o yere yalnız gidilmez, kadın kısmı şöyle yapmaz böyle yapmaz; erkekler ağlamaz, erkekler şunu yapar, erkeğin elinin kiridir diye engellemelere, yargılamalara, set çekmelere gerek var mı? Ya da koşullandırmalara? Kadına saygı kazandırabilmek için doğurduğu önemli şahsiyetlerin ismini anarak” O’nu da doğuran bir anneydi, bir kadındı!” demek ne kadar doğru sizce?

Belli gün ve haftaların varlığı benim fazla ilgimi çekmez çünkü bir gün hatırlamak değil her an hatırlamak ve farkında olmak gerektiğine inananlardanım. Ancak çeşitli sembolik günlerin kutlanmasına karşı da değilim. Yaşadığımız dünyada ekonomik ivme yaratmak amacıyla türemiş olsalar da hiç umursamayan bazı kesimlerin dikkatini bir anlığına da olsa çekebilmek için gerekli belki diye düşünüyorum. Sevgilisini, annesini, karısını, çocuğunu, babasını hiç aklına getiremeyenlerin yapılan etkinlik ve kutlamalarla gözlerine sokarcasına bu hatırlatmaların yapılmasını da kimi zaman yerinde bulmuşumdur. Ayrıca bazen kadınlığını, babalığını, çocukluğunu unutmak zorunda bırakılmış olanlar için de gerekli olduğunu düşünürüm böylesi günlerin ve anların. Dalar düşünürüm böyle özel günlerde zaman zaman; “İnsan olmanın önemi “diye bir gün yok mu bizim kutladığımız? Yok! 

O yüzden ben kendime bir an yarattım.” İnsan olmanın önemi ve mutluluğu” diyorum bu ana. Bu an bana ne erkeği ne kadını hiçbir şey düşündürtmeden sadece “insan” olabilmenin keyfini yaşatıyor. Bu anı genişlettim koskocaman bir balon gibi yaptım; oturdum içine dünyanın üzerinde süzülerek uçuyorum keyfimce. Ben ebeveynlerimin kız çocuğuyum, ben bir eşim, ben bir anneyim, ben bir kadınım. Ancak her şeyden önce ben bir “ insanım”. İnsanlığımı yaşarken hem kadın, hem eş, hem anne, hem çocuk olabiliyorum. Her türlü sıfattan önce insan olduğumun bilincindeyim. Ve insanca yaşamaya bakıyorum. Kadınca ya da erkekçe yaşama haklarını değil; insanca yaşama hakkımı seçiyorum ve savunuyorum. Böyle mutluyum. Çünkü insanca yaşamayı seçtiğimiz zaman; ayrım gözetmeksizin herkes hakkıyla yaşayabilecek. Ben buna inanıyorum. Bana göre eğer insan olursan her şeyin farkında olursun. Neyi yapman, neyi yapmaman gerektiği konusunda özgür iradenle karar verebilirsin. İçinden gelen sesi takip ederek, içindeki gücü kullanarak ayırım olmaksızın hayatını sürdürebilirsin. 

Tarlada zor şartlarda iş gören kadın, dövülen ve öldürülen kadın, sokağa atılan kadın, okutulmayan kadın, hakları elinden alınan kadın, para karşılığı çocuk yaşta satılan çocuk kadın, meclise seçilmeyen kadın, iş yerinde yükselemeyen kadın; bu kadınların hepsi sizsiniz, benim, onlar hepimiz BİRİZ. Ama öncesinde hepimiz insanız. Bunu hatırlayalım ve hatırlatalım… 

Kendi özel anımı her gün kutlarken, sizlerin de kadınlar gününü kutlar; bir gün herkesin doya sıya insan olduğunu fark etmesini ve ettirmesini dilerim. 
Sevgiyle kalın, 
Sy

2 yorum :

  1. Tek kelime ile muhteşem bir yazı,ellerinize ve yüreğinize sağlık.......
    Sevgiler
    Sulhan

    YanıtlaSil