11 Mayıs 2012 Cuma

Büyüyen bitkiler, tohumun öyküsü ve çocuklar


Geçen gün yeğenimin Türkçe performans ödevine yardımcı olmuştum ve tohumun öyküsü için bazı yazılar indirmiştik internetten. Sonra da resimlerle süsledik ve teslim ettik. Duyduğuma göre sunumu da çok başarılı geçmiş. Yeğenim hayatının doğma aşamasını tamamladı ve büyüme aşamalarını sürüyor. Okul hayatı uzun seneler daha sürecek. Yolu açık olsun.

Oğlumun hayatında ise yeni bir evre başlıyor. Doğdu, büyüdü ve okul sıralarından kopma vakti geldi. İş hayatına atılacak. Kararsız, çekingen, ürkek ancak dimdik duruyor ve her şeyi biliyor gözükmeye gayret ediyor. Onun bu haline baktıkça yeğenimin ödevi için bilgisayarımdaki bir yazı geldi aklıma ve sizlerle paylaşmak istedim:

“Yeni bir çam ağacı ancak bir çam tohumundan oluşur. Toprakla buluşan tohum, toprak içindeki nemi soğurur ve yavaş yavaş şişmeye başlar. Eğer tohum uygun bir sıcaklıkla yeterli ölçüde oksijen elde edebilecek durumdaysa büyümeye başlar. Şişmiş haldeki tohum bir süre sonra yarılır ve bir uç verir. Bu uç, kök biçiminde toprağın içine doğru yayılarak gittikçe büyür. Kökün büyümesi, yer çekimi nedeniyle toprağın derinliklerine doğru olur. Büyümekte olan kökler, bir süre sonra tohumdan filizlenmiş olan körpe fidanın toprağa sıkıca bağlanmasını sağlar. Tohumdan, kökler dışında bir başka sürgün daha çıkar ve büyüyerek ağaç gövdesi biçimine dönüşür. Bu sürgün, köklerden farklı olarak yukarı doğru büyür. Gittikçe büyüyerek zamanla yaprak açar.”
( http://www.frmartuklu.net)

Yaklaşık yedi senedir bahçeli bir evde oturuyorum. Gözlemlediklerime göre toprağı ektiğimizde başarılı sonuçlar almak için birçok faktör vardır. Mevsiminde yapılmalı, toprağın cinsi uygun olmalı, yaşadığımız yerin iklim şartlarını gözden geçirmeli, gerektiği kadar su vermeli, sınırsız şefkat ve sevgi sunulmalıdır.

Çocuklarımız da böyledir. Yetiştirirken her şeyi dozunda ve kararında vermeli ve sonra büyümesine tanık olmayı bilmeliyiz. Yapabiliyor muyuz peki? Kendi adıma cevap vermem gerekir ise son altı senedir yapmaya gayret ediyorum, elimden geldiğince.Aşırı korumacı, yeri geldikçe boğucu, sarıp sarmalayıcı, eleştirici ve yargılayıcı kimliği bırakmaya karar verdiğim günden beri ilişkimiz çok daha farklılaştı diyebilirim. Daha özgün bir beraberliğimiz var. Mümkün olduğunca yol gösterici ve tanık olma gayretim sürüyor.

Doğdukları andan itibaren pamuklara sardığımız ve her ihtiyaçlarını giderdiğimiz çocuklarımızın öğrenci kimliği sona erer ermez 'haydi git ve yaşa ' demeye başlıyoruz. Oysa onlar kozadan çıkmayı bile henüz becerememiş bir durumdalar. Çocuklarımızın kendilerine yetecek güven duygularını oluşturmayı becerdiğimizi sanıyoruz biz ebeveynler. Ancak uygulama zamanı geldiğinde birçoğu ne yapacağını bilmez halde oluyorlar. Çünkü zamanı gelmiş oluyor, tasarı aşamasından çıkmış oluyor hayat ve hayaller. İşte en çok yardım ve desteğe ‘ belli bir süre için olmak kaydıyla ‘ en çok ihtiyaç duydukları evre bu evre oluyor galiba.

Çünkü artık çocuk değiller. Değişip büyüyorlar ve hayat onlar için şekillenmeyi bekliyor. Hayatı nasıl çizip, şekil verip yaşayacakları konusunda destek bekliyorlar bizlerden. Bunu açıkça dile getirmiyorlar. Burunları dik, bilgileri sonsuz ve ne yapacaklarını bilen görüntüleri altında aslında konuşulmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç duydukları bir dönem bu.  Bu yüzden ‘ben bilirim ya da ben sana dememiş miydim’ kalıplarının bir kenara bırakılma vaktidir. Onlara karşı tüm samimiyet ve dürüstlükle yaklaşılma ve cesaretlendirilme döneminin başladığını görmek gerekmektedir. Galiba en önemlisi de bir aileye sahip olduklarını ve yalnız olmadıklarını hissettirme zamanıdır bu zamanlar.

Hayallerini kurdukları hayat aslında onların yaşayacağı hayatlarının provasıdır bir bakıma. Gençlik, hayallerin havalarda uçuştuğu bir dönemdir. İleride tadacakları yaşam sorunlarının arasına salıvermeden önce kendilerini bu en doğal haklarıdır; huzurla hayal kurmak. Bu onların gelişimlerinin de bir parçasıdır. Onlar büyümek için bir dönüşüm aşamasındalar. Yapabileceğimiz şey nazikçe kendimizi ortaya koymak ve koşulsuz sevgi, destek sunmaktan ibarettir.

Ebeveynlik asla emekliye ayrılacağınız bir meslek dalı değil. Bunu çok iyi anladım.

Sevgiyle kalın

Sy

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder